Patili günler

Psst… psst… Hey sen, evet evet sen. İyi dinle beni. Belki kendini kurtarırsın. Ben çekiyorum, sen çekme. Ben bu eve geleli tam 22 gün oldu. Zaman nasıl da geçiyor? İlk günler etrafı kolaçan etmekle geçti, sonra oyuncaklar geldi. En büyük eğlence evdeki büyük kedi. İki ayak üstünde yürüyüp duruyor bu kedi, kendisinin gözlerine bakabilmek için boynumu iyice kaldırmam gerekiyor. Şu genç yaşımda boynum tutuldu yahu.

Onu nasıl eğiteceğimi buldum şimdiden, artık kölem diyebilirim. Başka bir yere gidip miyavlayınca geliyor. Ne istediğimi her zaman anlayamıyor. Şu geçtiğimiz 3 haftada epey ilerleme kaydettik. Yemek vermesi gereken saatin sabahın 5’i olduğunu kabul edemedi hâlâ ama neyse 7’de yesem de olur arada. Davul zurna çalsa uyanmıyor zaten, bir patile iki patile bana mısın demiyor. Ne uykucu biri. Ben öyle miyim? Onun nefes alış verişi değişsin açıyorum gözlerimi. Bugüne kadar öğrenebildikleri şunlar:

–Miyavlayıp buzdolabına gidersem yemek vermesi gerektiğini biliyor.
–Miyavlayıp banyoya gidince kumu hemen temizliyor. O temizleyince ben hop oturup çişimi yapıyorum. Oh temiz kum gibisi yok valla.
–Kendisine fareyi getirince tekrar atıyor. Epey tekrarladım bu davranışı. Sonunda fereyi atması gerektiğini öğrendi.
–İlk kez pembe topumu attığında peşinden koşup ona nasıl yapıldığını gösteriyorum. Sonra topun başında bekliyorum, yanıma geliyor. Topu alıp tekrar atıyor. Yere yatıp, yüzüne bakıyorum. Topun peşinden gidiyor hemen. Koşmadan, mırıldanarak yavaş yavaş yürüyor. Bir de ne mırıldandığını anlasam.
–Öyle parçacık dolu yemekleri sevmediğimi öğrendi. Çorba morba sevmem hiç. Ezme alıyor artık bana. Arada deniyor şansını ama yemezler, miyavlayıp durunca tıpış tıpış veriyor bana ezmeyi.
–Suyumu kaynatıp soğutuyor, başka türlü içmiyorum. Epey zaman aldı bunu anlaması ama başardık.
–Kanepenin köşelerini bana bırakması gerektiğini biliyor.
–Fareleri her sakladığım yerden çıkarmıyor artık. Sadece alamadığım yerlerden çıkarıyor.

Daha birçok konuda çalışması gerekiyor. Her an her yerde olabilirim, attığı her adımı kontrol edip beni ezmese iyi olur. Sirke sıkıyor her yere, haha, ben kendimi sürüp sirke kokusunu silebiliyorum ki. Yemekleri bazen soğuk bazen sıcak yiyorum, ama ne zaman ne istediğimi çözemiyor. Bazen tabağımın yanını eşeliyorum, sonra yiyeceğim diyorum. Tabağı kaldırıyor hemen dolaba, gıcık. Bırak kalsın orada, gider yerim ben yarım saat, bir saate. Tırnaklarımı kesmemesi gerekiyor, ama bir türlü dinlemiyor beni. Isırıyorum lakin nafile. İlle beni havluya saracak. Ödül verdiğinde yemiyorum öyle yapınca.

Ama bugün ne oldu biliyor musun, dostum? Beni t-shirtün içine sokabileceğini kavradı. Patim halıya takılınca yine tırnak kesmeye yeltendi. Havlu ile birkaç deneme yaptı olmadı, birazcık titriyordu, o da korkmuştu sanırım. Tam ısıracakken bir hısss dedi bana. O neydi öyle, canavar çıktı resmen içinden. Kimse öyle hısslamamıştı. Fırsat bu fırsat kaçtım yatağın altına. Tatlı tatlı geldi yanıma hemen, tahtaya vurup elini uzattı barışmak için. Ben de kabul ettim, patimle dokundum eline. Çıktım yatağın altından. Yattım önünde yere, okşasın başımı diye. Ne bileyim böyle olacağını, önce bir okşadı başımı sonra hop gene tuttu beni. Yatağın üstündeki t-shirtün kolundan geçirdi kafamı, bir patimi kafa boşluğundan çıkarıp, gerisini torba gibi büzdü. Götürdü beni kanepeye. Yanında ödüller ve tırnak makası vardı. Kafamı çıkardığı yeri ve patimi sol eli ile tuttu, beni kucağında sabitlemeye çalışırken. Ödül verdi, güzel olanından. Yemedim eli ile verince, bacağına koydu. Ama nasıl titriyordu, nasıl titriyordu anlatamam. Acıdım ona yedim ödülü. Ben sinir olmuşum o korkmuş. Hayır bu kadar korkuyorsan kesme arkadaş tırnaklarımı. Neyse zor bela kesebildi iki tanesini, kanatmadı iyi ki. Takatı kalmamıştı artık, bütün vücudu titriyordu. Çıkmak istedim t-shirtten, bıraktı beni. O kadar titremese acıyıp kesmesine izin vermezdim.

Ona küsmem gerekirdi ama bir sürü ödül verdi bana ve hâlâ titriyordu zavallı. Bir süre daha ayrılmadım yanından, başımı okşamasına izin verdim sakinleşsin diye. Titremesi geçince şu ışıklı, tuşlu, ses çıkaran katlanan cismi çıkardı. Üstüne yatınca kaldırırdı beni, bu sefer kaldırmadı. Yaptığına üzüldü sanırım. Bir süre miyavlamayayım, tepkimi anlasın. Ama yanından da ayrılmayayım. O ne titremeydi öyle. Sen sen ol, bu büyük kedilere karşı temkinli ol. Bir deli bunlar. Azıcık huyuna gider gibi yap, sonra kendi yolunu bulursun yine.

Hadi ben kaçtım, fareleri fazla özgür bırakmıştım, onlara biraz işkence yapayım.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.